ankara escort malatya escort konya escort escort etlik escort kayseri escort eryaman türbanlı escort, eryaman grup yapan escort, eryaman sarışın escort, eryaman ucuz escort, eryaman eve gelen escort, eryaman anal escort, eryaman sınırsız escort, eryaman olgun escort,
kayseri escort

ÇOCUK RUH SAĞLIĞI ve PSİKOLOJİSİ

Çocuk yetişkin insanın küçük bir örneği değildir. Bu nedenle davranışını, erişkin insan davranışından farklı değerlendirmek gerekir.

ÇOCUK RUH SAĞLIĞI ve PSİKOLOJİSİ
ÇOCUK RUH SAĞLIĞI ve PSİKOLOJİSİ Admin
Bu içerik 1804 kez okundu.

Çocuk, davranışında kendine özgü nitelikler göstermekte­dir. Bunun dışında her yaş çocuğunun o yaşa özgü belirli davranışları olduğu da bilinen bir gerçektir. İki yaş çocuğu, dört yaş çocuğuna hiç benzemediği gibi, dört yaş çocuğu da, sekiz yaş çocuğundan önemli özellikleriyle ayrılmaktadır. Çocuk ruh sağlığında önemli bir nokta, her yaşa has ruhsal gelişim özel­liklerinin iyi bilinmesi ve ayırt edilmesidir. İnatçılık dönemindeki bir çocuğun annesi, bu dönemin o yaşa özgü normal ve geçici bir dönem olduğunu bilse; "benim çocuğum sorunlu" diye paniğe kapılmaz. Ayrıca bu dönemin çocuğun özerkliği ile ilgili bir dönem olduğunu öğrenmiş olsa, çocukla zıtlaşmayacak, çocuğun inadını kırmaya çalışmayacak, kendisi huzurlu, çocuk da rahat olacaktır. Çocuğa inadını kırmak yönünde yapılan baskı, çocuğun bu gelişim dönemini aşmasına engel olacaktır. Bu dönemde sağlıklı gelişmesine olanak verilmeyen çocuk erişkin yaşamında inatçı, tutucu ve bencil bir kişilik sergileye­bilecektir.

Çocuk bakılmak, kollanmak ve korunmak ister. Bu nedenle anne ve babasına bağımlıdır. Sürekli bir deneme ve öğrenme içerisindedir. Zihin ve dil gelişimi hızla sürmektedir. Mantıklı düşünme yeteneği sınırlı, duygu ve düşüncelerini anlatabilme yeteneği zayıftır. Yaşantı ve deneyimlerinin azlığı nedeni ile çevresindeki olayları gerçeğe uygun olarak değerlendirmekte güçlük çeker. Gördüklerini yanlış yorumlayabilir.Çocuğun hayal gücü zengindir. Örneğin: Dört yaş civarındaki çocukların hayali arkadaşları vardır ve bu arkadaşlarını gerçek olarak düşünürler. Yine aynı yaşlarda "öcü" kavramı ile korkutulan çocuklar, öcünün gerçekten var olduğunu sanırlar. Çocuklar anlayamadıkları olayları hayal güçlerinin yardımı ile açıklarlar.

Çocuk bencildir, fakat bu bencillik yetişkinlerdeki durumdan farklı özellikler gösterir. Çocukdürtü ve isteklerini dizginlemeyi, ertelemeyi bilmez. İsteklerinin anında karşılanmasını ister. Olur olmaz yerlerde, o anda olmayacak şeyler isteyip annesini zor durumda bırakabilir. Çocuk egosantrik (Benmerkezli)dir. Olayları, kendi çevresinde dönüyormuş gibi değerlendirir. Oyuncaklarını paylaşmayı istemez. Paylaştığında oyuncakların arkadaşı tarafından sahiplenileceğini düşünür. Arkadaşının oyuncağı ile oynadığında ise, bu oyuncağın aslında arkada­şına ait olduğu gerçeğini kabullenmek istemez.

Çocuğun duyguları hızlı iniş ve çıkışlar gösterir. Ağlamaktan gülmeye, sevinçten kızgınlığa biranda geçebilir. Duygusal tep­kilerini sözden çok davranışları ile ortaya koyar. Çünkü kelime haznesi daha buna yeterli değildir. İsteği yerine getirilmediğinde ağlar, ayağını yere vurur, hatta kendini yere atar, giysilerinin kirleneceğini düşünmez.Sözle anlatmakta zorlandığı duygularını yaramazlık, hırçınlık, huysuzluk yaparak açığa vurur.

Çocukta saat ve gün kavramları gelişmemiştir. "Yarın teyzen gelecek" denildiğinde, çocuk bir saat sonra "Yarın oldu mu ?" diye sorar.

Çocukta somut düşünce hâkimdir. Çocuklar soyut kavramları, atasözlerini, deyimleri ve fıkraları anlamakta zorluk çekerler. Böyle soyut konuşmaları somut olarak düşünürler. Örneğin, ölüm olayını seyahate çıkmak olarak anlarlar. Melek, peri, dev' öcü gibi masal kahramanlarının gerçekte var olduklarını düşünürler.

Küçük çocuklar canlı-cansız ayırımı yapamazlar. Onlar için oyuncaklar, çevredeki eşyalar canlıdır. Başını veya ayağını vurduğu bir şeyi döver ve bunu annesi de yaptığında ağlamasını keser.

Çocuk büyüsel düşünceye inanır. Kafasından geçirdiği her şeyin ve her söylenenin gerçek olabileceğini sanır. Anne "ölürsün inşallah" derse, bunun gerçekleşeceğini düşünüp, korkuya ka­pılır. Örneğin, kardeşinin ölmesini istemişse, tesadüfen karde­şi de ertesi gün hastalanmışsa, bu olaya kendisinin sebep oldu­ğuna inanır. Bu büyük bir korkuya kapılmasına neden olabilir.

Çocuklar korku ve kaygılarını abartılı yaşarlar. Bu olay, gerçeği değerlendirme yetilerinin zayıf oluşuyla ilgilidir. Çocuklar anne babadan ayrı kalmaya hiç katlanamazlar. Uzun süreli ayrılıklar çocuğu tedirgin eder ve sarsar. Bir anne baba seya­hate çıkıp, çocuklarını büyükanneye on günlüğüne bırakıp, döndüklerinde çocuğun hırçın, ağlayan, uyuma konusunda zorluk çıkaran bir hale geldiğini görmüşlerdir. Bir başka aile düzgün cümlelerle konuşan üç yaşındaki çocuklarını bakıcıya bırakıp, bir haftalığına gidip döndüklerinde çocuğun hiç konuşmadığını fark etmişlerdir. Böyle durumlarda, aileden ayrı kalınan süre arttığında, çocukta kekelemenin başladığı sık görülen örneklerdendir. Çalışan anneler çocuklarını bazen köyde ya da başka semtte oturan büyükanneye bırakmaktadırlar. Çocuk yalnızca hafta sonları anne babasıyla kalabilmektedir. Hatta bazen işleri olduğunda, haftasonu bile anne babasını görememektedir. Bu iki duruftıda da çocukta sorunlar ortaya çıkabilmektedir.Çocuğunkimlikgelişiminde ve ruhsal yapısında ortaya çıkabileceksorunlara ortam hazırlamamak için örneğin büyükanneye bırakılan çocuğun iş dönüşü baba ya da anne tarafından zorunlu durumlar dışında kendi evine alınması sağIıklı olacaktır. Ayrıca iki çocuk varsa, anne birini almakta, diğerini yine büyükanneye sanki temelli veriyormuş gibi bırak­maktadır. Bu durum çocuklardan birinin "Beni sevmiyorlar, istemiyorlar, attılar" diye düşünmesine sebep olabilmekte ve her iki çocuğun da ruhsal sağlığında olumsuz etkileryapabilmek-tedir. Yanına bırakıldığı büyükler tarafından "sen bizim çocuğumuz oldun" şeklinde bir mesaj da verilirse, bu durum çocuğun kaygılanmasına sebep olabilmekte hatta onu bir ikileme düşürebilmektedir. Bu da onun kimlik gelişimini, benlik saygısını, kendine güvenini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Ancak, çocuklar yukarıda sayılan tüm bu olumsuz etkilere mâruz kalsalar bile, yeni durumlara kolay uyum sağlayabilirler. Çocuk, hiçbir şeyden anlamaz, bilmez, aklı ermez şeklindeki düşünce tamamiyle yanlıştır. Çocuk şimdi duyar, biraz sonra unutur düşüncesi de doğru değildir. Çocuklar duygusal iniş-çıkışları farkederler. Özellikle, annenin huzursuzluğunu, mutsuzluğunu rahatlıkla sezerler. Annenin huzursuzluğunu sezen çocuklarda, huysuzluk ve huzursuzluk davranışları göz­lenebilmektedir. Bu çocuklarda ağlama, öfke nöbetleri, beslen­me ve uyku problemleri ortaya çıkabilmektedir. Hatta bebek­lerde bile bu tepkilere rastlanabilmektedir.

Çocuklar aileyi etkileyen üzücü olaylardan tüm aile bireyle­rinden daha fazla etkilenmektedir. Bu olumsuz etkiler sonucu; huysuzluk, huzursuzluk, davranış bozuklukları, yeme ve uyku problemleri gösterirler. Boşanmalar ve aile kavgaları çocuğun ruh sağlığını tehdit eden durumlardır. Ancak, bu durumların çocuklardan saklanması da sakıncalıdır. Kendisiyle konuşul­mayan çocuk, bilinmeyene karşı korku, kaygı ve panik yaşar, hatta çocuk, "büyükler bana söyleyemediklerine göre durum sandığımdan daha kötü" diye düşünür.

 

çocuk ruh sağlığı çocuk psikolojisi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tamamen Organik ve Sağlıklı Oyuncak: Amigurumi şimdi ÇOOOK Moda
Tamamen Organik ve Sağlıklı Oyuncak: Amigurumi şimdi ÇOOOK Moda
Eşler arası ideal yaş farkı ne olmalıdır
Eşler arası ideal yaş farkı ne olmalıdır